Gluten Hassasiyeti Genetik Mi? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Var Mı?

 

Gluten, buğdayın yapısında bulunan bir protein grubudur. Tahılların yapısında bulunan 30'dan fazla protein grubundan biridir. Bazı kişilerde genetik ve çevresel etkenlere bağlı olarak gluten hassasiyeti (NCGS - Nonceliac Gluten Sensitivity) görülebilir. Arpa, buğday ve çavdar gibi tahılların yapısında bulunan  glutein ve gliadin proteinleri, su ile karıştığında tutkal benzeri yapışkan bir kıvama bürünerek sindirimi zorlaştırır. Gluten grubu proteinlere sindirim sisteminin alerjik reaksiyon göstermesi ile ortaya çıkan gluten intoleransı, günümüzün en yaygın görülen rahatsızlıklarından biridir. Peki gluten hassasiyetinin sebebi nedir? Genlerimizin bunda rolü var mı?

 

 

Gluten Hassasiyetinin Sebebi Genlerimiz Mi?

Multifaktöriyel genetik bozukluklardan biri olan “Çölyak hastalığı” ile “Gluten hassasiyeti” sıklıkla birbirine karıştırılır. Çölyak hastalığının toplumdaki oranı, %4-6 arasında değişmektedir. Bu orana göre hesapladığımızda Türkiye'de 50 bin civarında kişinin çölyak hastalığı ile ilişkisi olduğu söylenebilir. Tanı koyulan hasta sayısı ise 10 bin civarındadır.  Ancak gluten hassasiyetine sahip kişilerin oranı çok daha fazladır. Belki milyonlarca kişi böyle bir hassasiyeti olduğunu bilmeden yaşayarak, sıkıntılarını başka hastalıklara yormaktadır. 

 

Çölyak hastalığının belli genlerden kaynaklandığı kanıtlanmıştır. Buna kıyasla gluten hassasiyetinin genlerimiz ile olan ilişkisi tam olarak ortaya koyulamamıştır. Yine de çölyak hastalığına sebep olan HLA- DQ2 ve HLA-DQ8 genotiplerinin, genel nüfusa oranla gluten hassasiyeti olan kişilerde görülme oranının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. (Dr. Alessio Fasano, Maryland Üniversitesi, 2011) HLA-DQ2 genotipi toplumda yaygın olarak görülmekle birlikte, özellikle Avrupa kökenli kişilerin gen haritalarında daha sık karşımıza çıkmaktadır. Genetik olarak çölyak tanısı konulamayan grubun önemli bir kısmında HLA genlerinin alt gruplarına bakarak glüten hassasiyeti belirlenebilir.

 

 

Gluten Hassasiyetinin Diyabet İle İlişkisi Var Mı?

Tıbbi gereklilik olmadan ve uzmana danışmadan gluten tüketimini bilinçsizce kesmek, diyabet riskini arttırabiliyor. Glutensiz diyet uygulayanlar, liflerin sağladığı gerekli vitamin ve mineralleri alamazlar. Aynı zamanda arsenik ve cıva gibi toksik maddelerin vücutlarına daha fazla sızdığı da gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, diyabetik olan bireylerin gluten hassasiyetine sahip olma oranları da yüksektir. Diyabet kontrolünde karbonhidrat oranının önemi göz önüne alındığında, karbonhidrat yönünden zengin olan glutenli gıdaların kan şekeri düzensizliğine yol açtığı görülür. Diyabet hastalarında gluten hassasiyetinin görülme oranı, diyabet olmayan kişilere oranla 10 kat daha fazladır. Özellikle Tip 2 diyabet hastalarında glutensiz diyet uygulaması ile kilo kontrolünün sağlanması, hastalığın tedavi sürecinde olumlu sonuçlar vermektedir.

 

Gluten Hassasiyetinin Belirtileri Nelerdir?

Sindirim esnasında katılaşarak ince bağırsakların yüzeyini kaplayan gluten, villi olarak adlandırılan tüy benzeri çıkıntıları yok eder. Bunun sonucunda vücudun besinleri sağlıklı bir şekilde sindirmesi zorlaşır. Bağırsaklarda oluşan kronik enflamasyon (iltihap), besinlerin emilimini önler. Gluten hassasiyeti, kendini belli başlı semptomlarla belli eder:

Tüm bunların yanı sıra eklem romatizması, kısırlık, karaciğer yetmezliği, anemi, reflü, şizofreni, huzursuz bacak sendromu ve tüm otoimmün (özbağışıklık) hastalıkların sebebi de gluten hassasiyeti ile ilişkilendirilmektedir.

 

 

 

Gluten Hassasiyeti Nasıl Teşhis Edilir?

Gluten hassasiyetinin teşhisi; aç karnına yapılan kan testi ve bağırsak biyopsisi ile yapılabilir. Gluten hassasiyeti teşhisinde endoskopik test yöntemi de uygulanmaktadır. En doğru teşhis için eliminasyon yöntemi kullanılır. Bu yöntemde buğday alerjisi ve çölyak hastalığı test edilerek seçenekler elenir. Hastalar gluten içermeyen diyete olumlu sonuç verdiği takdirde, gluten hassasiyeti teşhisi konulur. İnce bağırsak biyopsisinde ise bağırsaktan alınan örnekler incelenerek villüsün etkinliği ölçülür. Biyopsi öncesinde kan taramasının yanı sıra genetik testler de yapılmalıdır. Son dönemde, glüten hassasiyeti için HLA-DQ bölgelerinin detaylı analizi yapılarak kişinin hangi alt tipleri taşıdığı belirlenebilir ve glüten hassasiyeti yönünde risk grubunda olup olmadığı saptanabilir.

 

Gluten Hassasiyetinin Tedavisi Var Mı?

Gluten hassasiyeti tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gluten içermeyen gıdaların yer aldığı bir diyet programına sadık kalındığında, ince bağırsaklarda oluşan hasarın iyileşmesi mümkündür. Glutensiz diyet uygulanırken beslenme programına %100 sadık kalınmalıdır. Az miktarda gluten tüketimi bile hastalığı tetikleyerek kronik hâle getirebilir. Bağırsaktaki villusların tamamen iyileşmesi ise iki yıldan fazla sürer.

Gluten hassasiyetiniz olduğu tespit edildiyse; bira, mısır gevreği, ekmek, pasta, makarna, bulgur, irmik, şehriye, bisküvi, kraker, cips, müsli, soya sosu, hazır çorba, bazı aromalı kahveler, salata sosları, bazı baharat karışımları, buğday, arpa, yulaf ve çavdar gibi gıdalardan kesinlikle uzak durmanız gerekir. Bunların yerine gluten içermeyen ekmek ve makarna çeşitlerini, karabuğday, mısır, pirinç, işlenmemiş kuruyemiş, et ürünleri, taze deniz ürünleri, yumurta, sebze ve meyve gibi gıdaları rahatlıkla tüketebilirsiniz. Gluten hassasiyeti olanların bağırsaklarındaki demir, kalsiyum ve vitamin emilimi yeterli düzeyde olmadığı için vitamin takviyeleri almaları da önemlidir. 

Kronik enflamasyonun giderilmesi ileride oluşabilecek hastalıkların da (Artrit- Eklem hasarı, Tip2 diyabet ve Otoimmün hasarlar) önlenmesi için önemlidir.