Human papilloma virüs (HPV), cinsel yolla bulaşan hastalıkların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra sadece cinsel yolla değil, kontamine yüzeylerle indirekt ve ciltteki lezyonlarla direkt temas ile de bulaşabilmektedir.

 

 

HPV alındıktan sonra çok sayıda virüs partikülü ciltteki epitelyal çatlaklar yoluyla bazal hücrelere ulaşıp bu hücreleri enfekte eder. Virüs hücre içinde ayrı bir sirküler DNA parçası olarak yer almaktadır. Bu dönemde enfekte hücreler mikroskobik olarak tespit edilemez. Bir kaç hafta ile yıllar arasında değişen bir inkübasyon (kuluçka) periyodu sonrasında viral çoğalma başlar. Yani virüs alındıktan sonra kişiye, yaşa, bağışıklık sistemine ve HPV tipine bağlı olmak üzere 6 hafta ile 6 yıl arasında değişen kuluçka süresi yaşayarak ilk belirtilerini vermeye başlar.

 

 

Hücrelerde karakteristik lezyonlar görülürken, ciltte de “genital siğil” veya “kondilom” adı verilen lezyonları meydana getirir. Bu kondilomlar çıplak gözle görülebilen lezyonlar olabildiği gibi, sadece kolposkopi ile görülebilen subklinik, belirti vermeyen infeksiyonlar da olabilir. Kondilom lezyonları vulva, vajina, makat etrafı ve rahim ağzına yerleşebilir, lezyon büyüklükleri kişiden kişiye değişir.

 

PAP-SMEAR testi ile serviksteki hücrelerde meydana gelen değişiklikler incelenirken, moleküler genetik testlerle kişinin hücrelerinin HPV virüsünü taşıyıp taşımadığı tesit edilmektedir. Virüsün tip tayini ile taşınan HPV'nin hangi risk grubuna girdiği belirlenmektedir.

 

Servikal kanserin (rahim ağzı kanseri) gelişiminde HPV en önemli etiyolojik ajandır. Günümüzde korunma aşılarının yapılabiliyor olması ve tedavi seçeneklerinin var olması nedenleri ile HPV ile ilişkili enfeksiyonlarda özellikle tarama, erken teşhis ve tedavi büyük öneme sahiptir.

 

HPV tipleri, kanser gelişiminde etkisine göre düşük ve yüksek risk taşıyan gruplar olarak ayrılmıştır.

 

Genetik Tıp Merkezinde HPV taşıyıcılık testi, HPV tiplendirmesi ve HPV onkojenik aktivite testi hizmetleri verilmektedir.