Kolon Kanseri
RANDEVU AL

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Kolon Kanseri

Kolon Kanseri

Dünya çapında her sene neredeyse bir milyona yakın kişiye kolorektal kanser tanısı konulurken beş yüz bin hasta kolorektal kanser sebebi ile hayatını yitirmektedir. Türkiye’de kolorektal kanser yüzde 7.8 ile kadınlarda üçüncü, yüzde 7.5 ile erkeklerde dördüncü sırada yer alan bir kanser olarak geçmektedir.

Kolon ve rektum kanserlerinin belirti vermeye başlaması çoğunlukla hastalığın ilerlemiş bir evrede olduğu zamanlarda olmaktadır. Tanının hastaların yalnızca yüzde 40’ında erken evrede konmakta olduğu belirtilir.

Risk Etkenleri Nelerdir?

Görülme yaygınlığı coğrafi açıdan farklılık gösterebilir. Bu; beslenme düzenine, çevresel etkenlere ve genetik farklılığa bağlı olabilir. Yaş en büyük risk faktörü olarak listenin başında yer almaktadır. 40 yaş altındaki kişilerde bu kanser vakası çoğunlukla daha az karşılaşılır. Vakaların yüzde 90’ ı 50 yaşın üstünde olmaktadır. 50 yaş ve üstünde olmak, ailede kalın barsak kanserin mevcut olması, bireyin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık ya da rahim kanseri geçirmiş olması, iltihaplı kronik bir bağırsak hastalığının olması, hayvansal yağ ile kırmızı etin özellikle sığır, domuz ve kuzu etinin çok fazla tüketimi, lif açısından fakir besinlerle beslenme, obezite, çok fazla kalori alımı, düşük fiziksel aktivite, çok fazla sigara ve alkol tüketimi kalın bağırsak kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk etkenlerindendir. Bu risk etkenleri belli bazı coğrafi bölgelere göre görülme yaygınlığındaki farkı açıklamak açısından yeterlidir.

Belirtileri Nelerdir?

Dışkılama alışkanlığında değişmenin fark edilmesi yani, ishal ya da kabızlık gibi, dışkıda kanama gözlenmesi, dışkının kalem gibi incelmesi, çok sık tuvalete gitme gereksinimi, ancak yeterli olmayan dışkılama, aralıklı, bazen kolik şeklinde karın ağrısı, gaz sancıları, sebebi bilinmeyen kilo kayıpları, kansızlık, kendini çok fazla yorgun hissetme, bulantı ve kusma olarak sıralanabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı kişilerin yalnızca  yüzde 40’ında erken evrede konabilmektedir. Bu hastalıkta hayat süresi teşhis esnasındaki evreye çok bağlıdır. Bu sebeple de hastalık belirti vermeyen hastalarda tanınabilmelidir. Bu da sadece tarama programları ile gerçekleşebilir. Tarama neticesinde kanser öncüsü lezyonlar ya da erken evre tümörler teşhis edilebilir ve tedavi edilebilir. Tarama önerilerini etkileyebilen risk etkenleri; ailede ailesel kolon kanseri hikayesi, ailede ya da hastada inflamatuar bağırsak hastalığı olması tarama önerilerini farklılaştırabilir. Taramada dışkıda gizli kan testi, çift kontrast baryum testi ve kolonoskopi en yaygın uygulanan yöntemlerdir. Bu gün kabul edilen en güvenilir tarama yöntemi kolonoskopi ismi verilen bağırsağı makat bölgesinden başlayarak video kamera ile görüntüleme yöntemidir. Bu işlem, taramada uygulanmak için Dünya Sağlık Örgütü’nün ve gelişmiş ülkelerdeki önde gelen merkezlerin ortak düşüncesi ile gerçekleştirilmiş bazı kılavuz verileri esas alınır. Kılavuzlarda çoğunlukla taramanın 50 yaş üstünde başlatılması şayet 70 yaşına gelindiğinde bakılan son iki kontrolde bir problem gözlenmemiş ise taramayı bırakmak tavsiye edilmektedir. Gene taramada bu kısıtlamaları belirlerken ailede daha önce teşhis edilmiş kişilerin sayısı ve yakınlık oranına bakılarak genetik riskin ya da ailesel riskin yüksek olduğu kişilerde daha erken yaşlarda başlatılabilir. Bu gibi ailelerin profesyonel bir desteğe derhal başvurması ve yakınlardaki bir hastanenin Gastroenteroloji ya da Onkoloji bölümlerinden destek almaları erken teşhis açısından büyük önem teşkil eder.Akıldan çıkarılmaması gereken ise hastalığın tedavisindeki başarı için en önemli etken hastalığın evresidir.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir? 

Multidisipliner bir yaklaşım gerektiren kolon ve rektum kanseriyle ilgili Genel Cerrahi, Gastroenteroloji, Radyoloji, Patoloji ve Onkoloji gibi bölümler beraber çalışmak durumundadır. Hastalığın tipini yerini evresini cerrahiye uygunluğunu belirlemede bu prensipler ile bilikte çalışıp en uygun tedaviyi planlamak gerekir. Evresine göre basitçe hastalık, tabakalara ilerlemiş, lenf düğümlerine yayılmış, bulunduğu yere göre komşu organları tutulumu ya da karaciğer/akciğer gibi uzak organlara yayılma yapmış olabilir. Bu son aşamalar hastalığın daha ileri evrelerini tanımlar. Teşhis muayene ve endoskopik değerlendirme ile konulur. Görülen kitlelerden ya da anormal oluşumlardan elde edilen biyopsinin Patolog tarafından değerlendirmesi neticesinde teşhis kesinleştirilir. Hastalık cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi (ışın tedavisi) gibi çeşitli yollarla tedavi edilmeye çalışır. Tedavinin planlanması hastalık evresine, yaş, başka hastalık varlığı ve tümörün yerleşim bölgesine göre gerçekleştirilir.

Cerrahi Tedavinin Sonuçları

Kolon ve rektum kanserlerinde ameliyata sebebi ile oluşan komplikasyon oranı yüzde 15-30 arasında, ameliyat sebebi ile görülen ölüm oranları ise yüzde 2-5 arasında değişir. Çoğunlukla I. Evrede yüzde 75-90, II. Evrede yüzde 60-75,III. Evrede yüzde 30-50, IV. Evrede yüzde 5-10 arasında değişen oranlarda beş yıllık hayatta kalım sağlanmaktadır.
Kolon kanserlerinde ameliyatın ardından hastalığın evresine göre ek olarak, koruyucu kemoterepi yapılır.
Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek (kolostomi torbalarıyla) kimi zaman gereklidir ve yapılmak zorundadır. Fakat son zamanlarda operasyon öncesi radyoterapi ile beraber kemoterapi uygulanması anüsün muhafaza edilmesini önemli miktarda sağlayabilmektedir. Diğer organlara yayılmış kişilerde, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık oranına bağlı olarak her üç tedavi yöntemi de devreye girebilmektedir. Amaca yönelik yeni biyolojik ilaçlar ile tedavide başarı oranı yükselmiştir.
Tedavilerin ardından takip süresince ilk iki yıl üç dört ayda bir kez, sonraki üç yıl altı ayda bir kez çeşitli değerlendirme işlemleri ile hastalar kontrol edilir. 5 yılın ardından takipler senede bir kez uygulanır.
Kolon ve rektum kanserleri için uygulanan tedavilerin ve takiplerin başarısı, farklı tıp dallarının ortak çalışmasını gerektiren kollektif bir çalışmadır. Gastroentorolog, Patolog, Radyolog, Anestezist, Yoğun Bakım Uzmanı, Radyasyon Onkoloğu, Psikolog, Stoma Hemşiresi gibi çok fazla uzman hastanın tedavisini beraber planlayıp yürütür.

Kolorektal Kanserde Kemoterapi

Çoğunlukla evre 3 ve 4 kolon kanserinde tek başına uygulanırken rektum kanserlerinin yerleşim yeri ve evresine göre radyoterapi ile birlikle uygulanmaktadır. Kemoterapi genel olarak cerrahi ardından muhafaza etmek maksatı ile nüks ihtimalini azaltmak için (adjuvan), evre 4 ve bazı operasyon yapılamayan erken evre vakalarda ise yaşam standartlarını ve sağ kalımı artırmak hedefi ile uygulanır. Bunların dışında kimi zaman özellikle rektum kanserinde operasyon öncesi ışın tedavisinin de eşlik ettiği bazı tedavi prensipleri ile yapılabilmektedir. Bilimsel bilgiler bu şekilde operasyon öncesi işlemlerde hayatta kalım avantajının dışında anüs işlevlerinin muhafaza edilmesi ve erken nükslerin önüne geçilmesi bakımından faydalar sağlandığını bildirmektedir.

Kolorektal Kanserde Radyoterapi

Kolon kanserinde metastatik (sıçramış) hastalıkta metastaz bölgesine göre ağrı, kanama ve hayati organlara basıyı engellemek için uygulanır. Bunların dışında yeri yoktur. Rektum kanserinde ise ameliyat öncesi ya da ameliyat ardından tedavi planlarında çoğunlukla radyoterapi, kemoterapi ile aynı zamanlı olarak kullanılmaktadır. Yine metastatik vakalarda ya da tıkanma darlık gibi durumlarda destek hedefi ile tek başına uygulanabilmektedir.
Bunun neticesinde; Kolorektal kanserler taranabilir kanserler olarak geçer. Erken evrelerde şifa ile tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, tedavide birçok prensibin bir arada olması gerektiği ve takipleri mühim olan bir hastalık olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir.

Sindirim sisteminde ince bağırsakların ardından gelen neredeyse 1,5 – 2 metre uzunluğundaki bölüm kolon yani kalın bağırsak olarak adlandırılır, Bu bölgenin son 15 cm’lik kısmına rektum ismi verilir. Hayat süresi boyunca her 50 kişiden birinde kolorektal kanseri görülmektedir.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Kalın bağırsak kanserlerinin gerçekleşmesinde bilinen belli başlı risk etkenleri şunlardır.

  • 50 yaş ve üstünde olmak
  • Ailede kalın bağırsak kanseri bulunması
  • Kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri geçirmiş olması
  • Kolonda poliplerin varlığı
  • Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir bağırsak hastalığının bulunması
  • Çevresel etkenler
  • Hayvansal yağ ve kırmızı etin sık tüketimi,
  • Lif’ten fakir gıdalarla beslenme,
  • Obezite,
  • Aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite,
  • Aşırı sigara ve alkol tüketimi

Belirtiler nelerdir?

  • En mühim belirti dışkılama alışkanlığında değişme fark edilmesidir; bu ishal ya da kabızlık şeklinde olabilir.
  • Dışkıda kanama gözlenmesi
  • Dışkının kalem gibi incelmesi
  • Nedeni bilinmeyen kilo kayıpları
  • Kansızlık, kendini çok yorgun hissetme

Tanı nasıl konur, hangi tetkikler yapılır?

Dışkıda gizli kan testi. (Son derece basit bir testtir, kişinin özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuvar koşullarında incelenmesi.)
Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi vb)
Laboratuvar tetkikleri (Kan sayımı, biyokimyasal tetkikler). Bunlar arasında CEA tetkiki kalınbağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve teşhise yardımcı olabilecek testlerden birisidir.
Kesin teşhis için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmaidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması ve patalog tarafından incelenmesi)

Tedavisi nasıldır?

Kalın bağırsak kanserlerinin klasik tedavisi cerrahidir. Tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle beraber çıkarılır. Kolon kanserinde operasyon ardından hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi yapılabilir.

Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek kimi zaman zorunlu bir haldir.Fakat son yıllarda ameliyat öncesi radyoterapi ile beraber kemoterapi yapılması anüsün muhafaza edilmesini önemli ölçüde sağlanmasına yardımcı olmaktadır.
Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık oranı ile ilişkili olarak her üç tedavi yöntemi yani: cerrahi, kemoterapi, radtoterapi devreye girebilir. Bu sayede de kişilerin hayatta kalma süresi daha da uzatılabilmektedir. Son birkaç yılda bulunan amaca yönelik yeni biyolojik ilaçlar ile tedavide başarı elde etme oranı artmıştır.

Hastalıktan nasıl korunulur?

Kolon kanserine yakalanmamış kişilerin korunmasında sebze, meyve ve tahıllar gibi lifli besinleri çok fazla tüketmek, yeterli şekilde kalsiyum ve D vitamini almak çok önemlidir. Fakat bunların dışında ikincil korunma önlemi olarak tarama testleri ile erken tanının ayrı bir önemi vardır.

Bunun için, hem erkek hem kadın 50 yaşından başlamak üzere;

Her sene dışkıda gizli kan tetkiki, 5 yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi ya da
Her 10 senede bir rektal muayene ve tam kolonoskopi ya da;
Her 5 – 10 senede bir çift kontrastlı kolon grafisi ve rektal muayene tavsiye edilmektedir.
Ailesinde kolon kanseri olan kişilerde tarama testlerine daha erken yaşta başlanmalıdır.

Kolon Kanseri ve Genetik İlişki

Yapılan araştırmalar ardından tüm kanserlerin neredeyse %10’unda kalıtsal etkenlerin varlığı ispatlanmıştır. Çok yaygın gözlenen kanserlerde yapılan genetik çalışmalarda bazı kişilerde yaşam sırasında edinilmiş genetik değişiklikler saptanmıştır. Onkogen ismi verilen bu genetik bölgelerdeki değişiklikler somatik hücrelerde olmakta ve ailenin diğer bireylerine kalıtılmamaktadır. Bununla beraber değişimin görüldüğü kişilerde kanser gelişimine neden olmaktadır.

Günümüzde; meme, over, kolon ve uterus kanserlerinin %10 unun bilinen genetik mutasyonlardan kaynaklandığı saptanmıştır.

Kolon Kanseri Genetik Testi:

Colorectal Cancer (CRC) testi kolon kanserinin erken teşhisinde uygulanan bir tür kan testidir. Her yıl 500.000’den fazla insan kolon kanserinden ötürü hayata gözlerini yumar. Akciğer kanserinin ardından en fazla ölüme yol açan kanser türü kolon kanseridir.

CRC testi kolon kanserinin erken teşhisinde uygulanan kan temelli bir testtir. Verilen kan laboratuvar koşullarında uzmanlar tarafından analiz edilir. Sonuç kan alımından bir kaç gün sonra yani çoğunlukla 5 iş günü içinde ortaya çıkmaktadır. Test sonucu negatif çıksa dahi, düzenli tarama yaptırmak oldukça önem teşkil eder.